"Büyük olmak için hiç kimseye dalkavukluk etmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın, memleket için gerçek ülkü ne ise onu görecek, o hedefe yürüyeceksin. Herkes sana karşı çıkacaktır, herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır, fakat sen buna dayanıklı olacaksın, önüne sonu gelmeyen engeller çıkacaktır. Kendini büyük değil; küçük, zayıf, kimsesiz ve araçsız kabul edecek, kimseden yardım gelmeyeceğine inanmış olarak bu engelleri aşacaksın. Bundan sonra da sana "BÜYÜKSÜN" derlerse bunu söyleyenlere güleceksin!...

Mustafa Kemal ATATÜRK

İNSAN OLMAK

ATATÜRK VE 19 RAKAMI

Kimdir "insan" ? Nasıl insan olunur?

Sır değildir bu soruların yanıtı; üstelik insan olmayı beceremeyenler, olmak istemeyenler bile bilirler bunun yanıtını. Ne var ki, doğru yanıtı bilmekle onu içselleştirmek, eyleme dönüştürmek o kadar kolay değil. Bu yüzdendir hâlâ nerede yaşamışsa-yaşarsa yaşasın önünde saygıyla eğilişimiz "insan" olanların...

Peki nedir insan olmak? Kendinin ve içinde yaşadığı toplumun özgürlüğünü, bağımsızlığını sağlamak; sağlanmışsa titizlikle korumak demektir.

İnsan olmak düşüncesi, vicdanı özgür kuşaklar yetiştirmek; bu kuşaklar içinde yer alabilmektir.
İnsan olmak çağını anlamak, çağının gerisinde kalmamak, geçmişle bugünün doğru sentezini yapabilmek, geleceği bugünden görebilmek, sözcüğün tam anlamıyla uygar olabilmektir.
İnsan olmak onurlu olmak, kendi onuru kadar başka insanların da onuruna saygı göstermektir.
İnsan olmak bilimi, sanatı yaşamın en gerçek yol göstericisi olarak benimsemek; güzeli ve doğruyu nerede olursa olsun görebilmek, ondan yararlanabilmektir. Bilim ve sanatın bulgularından, ürettiklerinden uzak kalan insanlar ne yaşamın ne kendilerinin farkındadırlar. Yeni bir düşünceden, buluştan yararlanabilmek bir meziyettir. Ne var ki, bu beceri insan olmaya yetmez. Birey ve toplum olarak üretilenlerden yararlanabilme becerisi göstermenin yanında bilimden sanata, tıptan spora, tarımdan modaya, madencilikten çöp toplamaya değin her alanda düşünce, bilgi, nesne üretmek de gerekir. Kim olursa olsun her insanın mutlaka kendine ve insana yararlı olacak üretebileceği bir şeyler vardır.
İnsan olmak yoksunluğun, yoksulluğun, felaketlerin nedeni ya da sorumlusu olarak doğa üstü güçleri görmemek, göstermemektir.
İnsan olmak dünyanın barış içinde yaşamasını ilke edinmek, özgürlük uğruna yapılan savaşlar dışındaki tüm savaşları cinayet olarak kabul etmektir.
İnsan olmak görevine kendi inançlarını karıştırmamak, başka din, cinsiyet, dil ve ırktan olanlara saygı göstermek; laik olmak demektir.
İnsan olmak bilimsel, kuşkucu olmak; her konuda daha doğru olanı bulmak için sürekli çaba harcamaktır.
İnsan olmak mevkiyi kendi çıkarları için değil, demokrasinin özü olan katılımlı yönetimi gerçekleştirmek; topluma yararlı olmak için kullanmak demektir.
İnsana ve doğaya karşı sorumluluğunu bilmeyen; yaşama sevinci taşımayan kişi, doğayı, insanı, kendini yok etmekten çekinmez. İnsana, doğaya, kendine karşı sorumluluk taşımak; yaşamayı sevmek; sevinçleri olduğu kadar acıyı da paylaşmaktır insan olmak.
Bir yabancı bilim adamı "Atatürk, sizin olduğu kadar bizimdir de" diyor. İnsan olmak, "değer bilir" olmak, insanlık için yapılanları unutmamak demektir. Hele bu yapılanlar başta bizim için yapılmış ve bizi ilgilendiriyorsa.
Atatürk insan olmanın özelliklerini düşüncelerinde, eylemlerinde, tavırlarında göstermiştir.
Ancak "insan olarak" Atatürkçü ve insanlığa layık bir kişi olabiliriz.

Cavit SARIKAYA

İnsanların yaşamında bazı olayların, yılların ve sayıların, rastlantının da ötesinde büyük bir değeri vardır. Ulu Önder Atatürk'ün yaşamında da 19 sayısının yıl ve gün olarak önemi çok büyüktür. Her alana olduğundan bir kat daha fazla matematik ve fen alanına meraklı ve de başarılı olduğunu bildiğimiz Mustafa Kemal'in yaşamının aritmetik sayıları ile hele bu sayılar içinde özellikle 19 rakamıyla ilginç bir ilişkisi vardır.

Şöyle ki;
1. Atatürk'ün annesi 19 yaşında iken ve kendisinden 19 yaş büyük olan Ali Rıza Efendi ile evlenmiştir.
2. Atatürk 19. yüzyılda ve 20. yüzyıla 19 yıl kala yani 1881 de doğmuştur.
"Bu dünyadan selam sana Mustafa Kemal
Vatanı, özgürlüğü, seni sevdik."

Güler APAK

 

ANKARA VE ATATÜRK

Peyami SAFA
Y
eni Türkiye Ankara'da doğdu. Ankara, 1923'ten sonra her gün bir safha daha tekemmül eden manzarası ile, yeni Türkiye'nin bütün bayındır ve teknik inkişafını kendinde hulâsa eder: Harabeler içinden fışkıran yepyeni bir şehir; yıkımlar içinden fışkıran yepyeni bir vatan. Devrimin bütün mutlak ve soyut, göze görünmeyen kıymetlerini, somut ifadesinde, teker teker gözleme imkan verecek tarzda gözönüne koyan Ankara, bize her zaman, Atatürk'ün başında gizli modern ve bakımlı bir Türkiye rüyasını ebedi ve açık bir resim halinde göstermiştir: Atatürk'ün gerçekleşmiş en güzel rüyasıdır.
Bugün onun cenazesini karşılayan Ankara, gözlerini bir yumsa on beş sene evvel gırtlağına çıkan bataklığın ve on beş sene evvel gırtlağını kurutan bozkırın nasıl bir olağanüstü duruma, şimdiki modern şehre dönüverdiğini hatırlayacak, sonra da, gözlerini açar açmaz, iki vatan, iki devir, iki tarih arasındaki farkı derhal karşısında bulacaktır. Bu olağanüstü değişimi yapmış insanların başında gelen Atatürk'ün trenden ayaklarıyla değil, başkasının elleriyle ve dimdik değil, tarihin en kıymetli, fakat en hazin hediyesi halinde, bir tabut içinde indirildiğini görünce, ne kadar ağlasa, döğünse, yırtınsa yeridir.
Ankara bir şehir halinden bir sembol haline yükseleli çok var. Ankara artık ne sadece bir şehir, ne sadece bir vilayet, ne de sadece bir merkezdir; bir vatan, bir zafer ve bir inkılâp hulâsasıdır. Atatürk'ün de bir insan halinden bir sembol halinde yükselişi yeni değildir. Atatürk de ne sadece bir insan, ne sadece bir şef, ne sadece bir kahramandı. Bir millet, kollektif bir bilinç, milli bir kudret hülâsasıydı.
Bu iki sembol şimdi tek bir cevher halinde birleşiyor. Bu cevhere Türkiye'nin başı, kalbi, ruhu, ne derseniz deyiniz, fakat unutmayınız ki, O mezarın içinde değildir, O canlı bir vatan hülâsasıdır ve mezar onun içindedir.

 SÖYLEVİN EN GÜZEL YERİ

"Yabancı bir devletin koruyuculuğunu istemek insanlık niteliklerinden yoksunluğu, güçsüzlüğü ve becerisizliği açığa vurmaktan başka bir şey değildir." Bağımsızlık savaşının kaynağı ve bildirisi budur. Tutsak yaşamaktansa yok olmak! Bu onun temel ilkesidir. Hiç vermediği, veremeyeceği tek ilke: Bağımsızlığın tek bir harfini bile vermemek. Onu, vermek zorunda bırakırlarsa... Ölümü dener: Ölüm öğretisi yaşamanın deneyi olur: O zaman ölmek en iyi çaredir. İki kurtuluş çaresi vardır onun için: Ya bağımsız yaşamak ya da ölmek! Bu işin bir ortası yok. Var: bağımlı yaşamak için var: Bir devletin koruyuculuğunu kabul edersin, o seni gölgesine alır, senin bağımsızlığından yer ve sana, tutsaklığın, uşaklığın ekmeğini verir: Yaşamın, çıkarların, varlığın korunmuş olur, kendini satar, karşılığında bağımlılığın besinlerini alırsın, bu ölümün ve bağımsızlığın ortasıdır. Ölüm de, bağımsızlık da değildir, ama yaşamak da değildir bu : Uşaklıktır. Ölümden daha acı bir hiçliktir. Bağımsızlık âşığı bu orta yerde duramaz, boğulur, ya ölüm, ya bağımlılık: Uşak ölümü seçemez. Bağımlılığı seçer: Yaşamaların en kötüsü. O, "uşak" değildir, o "bir ulusal onur" dur: Öyleyse. Ya bağımsızlık, ya ölüm...

Ceyhun Atuf KANSU

ATATÜRK'LE SÖYLEŞİLER

ANKARA’YI NEDEN BAŞKENT YAPTIM ?

Sıcak bir günün akşamında yanında bazı ileri gelenler ile köşkü’nün bahçesinde dolaşıyordu. Ben de o sıralar eski köşk’ün tavan dekorlarıyla meşguldüm. Tozlu ve sisli bir akşam Ankara’nın üzerine çökmüştü. Yer yer toz hortumları semaya doğru yükseliyor ve manzaraya daha boğucu bir hava ekliyordu. Bize:

- Ankara’yı hükümet merkezi yapmakla iyi mi ettim? Diye sordu.

Tabii herkes müspet cevap verdi. Arkasından :

- Neden ? Suali gelince, kimi stratejiden, kimi siyasetten bahsetti. Hatta birimiz “kayalık güzeldir” gibi bir estetik nazariye de ortaya attı. Atatürk :

-” Şimdi dalkavukluğu bırakın” diye münakaşayı kapattı. Ankara’nın hükümet merkezi olmak için saydığınız meziyetleri beni ikna etmeye yetmez. Ben Ankara’yı hükümet merkezi yapmakla büsbütün başka bir hedef güttüm. Türk’ün imkansızı imkan haline getiren kudretini dünyaya bir kere daha tekrar etmek istedim. Bir gün gelecek şu çorak tarlalar, yeşil ağaçların çevirdiği villaların arasından uzanan yeşil sahalar asfaltlarla bezenecek. Hem bunu hepimiz göreceğiz. O kadar yakında olacak.

Anekdotlarla Aatatürk Em.Tümg.Muzaffer Erendil

TÜRK MİLLETİNE OLAN HAYRANLIĞI

Zamanının ünlü biyografi üstadı alman Emil Ludwig 1934’de Atatürk’ün hayatını yazmak için Ankara’ya gelmişti. Eserleri arasında geçmişin ve yaşanılan devrin iz bırakmış nice şahsiyeti vardı.

O günlerde Polonya Cumhurbaşkanı, çok ünlü bir piyanist, bir virtüöz olan İgnas Jan Paderavsky’nin hayatını yazıyordu. Mustafa Kemal kendisini kabul ettiğinde, önce bedeni hususiyetlerini uzun uzun tetkik etmesi genel sekreteri Hikmet Bayur’un dikkatini çekmişti. Nitekim soysopu üzerinde bilgiler edindikten sonra Hikmet Bayur’a Ata’nın musiki ve bilhassa keman-piyano ile meşgul olup olmadığını sormuş Bayur’un bu soru üzerine şaşkınlığını görünce şu açıklamayı yapmıştı:

“- İzah edeyim. Atatürk’ün parmakları daha çok bu müzik aletleriyle meşgul olanların bariz hususiyetleridir. Mesela Paderavsky’ninki böyledir. Size rica edeceğim. Bana bir elinin parmaklarını bir kağıda çizer, verir misiniz? “

Atatürk, bu isteğe tebessüm etmiş, daima nazik ev sahibi olarak arzuyu yerine getirmiş, fakat tarihçinin yanlış hüküm vermemesi için şu açıklamayı yapmıştı:

“- Bana ailemde zafer kazanmış büyük kumandanlar olup olmadığını sormuştunuz. Size yoktur cevabını vermiştim. Şimdi parmaklarımı ömrü savaş meydanlarında geçmiş bir askerde yadırgadığınızı seziyor gibiyim. Size kestirmeden bir açıklama yapacağım. Eğer, bende bazı fevkaladelikler görüyor ve buluyorsanız bunları sadece ve yalnız Türk olmama, Türklüğüme bağlayınız. Bu ülkenin bütün insanları temelde benzer yapı içindedir. Hatta kusurlarımızda bile... Biz bu aynı kaynağın kök sağlamlığı ile milliyet ve devlet yapısını muhafaza edebilmiş müstesna milletiz. Sadece ben değil, tarihte bu büyük millete sahalarında hizmet edebilmişler varsa, hepsinin ilham kaynağı aynıdır”.

Cemal Kutay, Atatürk Olmasaydı

Diğer Atatürk Sitelerine Bağlantılar

·        Atatürkçü düşünce derneği

·        Türk silahlı kuvvetleri

·        Milli kütüphane

·        Ataya yapılan saldırılar

·        Türkiye cumhuriyeti

·        Kültür bakanlığı

·        Kara harp okulu

·        Atatürk kütüphanesi

·        Gazi üniversitesi

·        demokrasi vakfı

·        Başbakanlık

·        Atatürkiye

·        Yargıtay

·        Atatürk net

·        Turk-turk.com

·        Kronoloji.gen.tr

·        Türk dili

·        almanya atatürkçürkçü düşünce derneği

·        Bilim araştırma vakfı

·        Atatürk ve spor

·        Akşit yayıncılık

·        Sakarya üniversitesi

·        Kemal atatürk

·        www.mustafa-hamzacebi.de/

·        abone.turk.net/selamisozer//

·        atamiz.cjb.net/

·        gazimustafakemal.cjb.net/

·        www.tekadam.8k.com/

·        http://www.aktiftriko.com/kurtulus/default.php

·        home.egenet.com.tr/

·        http://www.ada.net.tr/ataturk/

·        http://www.denizkoleji.k12.tr/Ataturk.htm

·        www.basogretmenataturk.com/

·        http://www.atamizindeyiz.com/

·        http://www.kemalist.org/

·        kurt.norgaz.de

·        http://www.tcdd2bolge.gov.tr/konutturk.htm

·        musram.kolayweb.com

·        http://www.cankaya.gov.tr/ata.htm

·        edebiyat.ege.edu.tr

·        http://www.koycegiz.8k.com/atabolum.html

·        http://www.kmarascem.com/ataturk_anamenu.htm

·        http://www.menemenmem.com/ataturk.htm

·        http://www.izmirsiviltoplumorgutleri.org/index.php?pg=ataturkizmirde

·        http://www.tayyareci.com/hvata/hvata.htm

·        http://www.dentur.com.tr/contents.php?cid=16

·        http://www.afacancocuk.com/atam/Ata1.htm

·        http://www.maximumbilgi.com/edebiyat/atasiir.htm

·        http://www.konyalilarvakfi.net/hemataturk.html

·        sahinrecep.kolayweb.com

·        http://www.dso.org.tr/ataturk/inda.htm

·        historicalsense.com

·        Ata-foto

·        Milli dava

·        Atatürkün kehanetleri

·        Bozkurt atatürk

·        Atatürk ve matematik

·        tarih bilgi bankası

·        ODTU

·        Doğuş fm

·        İhlas koleji